Öncelikle bazı siyasilere ve Türkiye'deki basın kuruluşlarından mail adresini bulabildiğimiz 500 gazeteciye,
daha sonra da zincir oluşturarak tüm Türkiye'yi haberdar etmek amacı ile
arkadaşlarımıza göndermeyi planladığımız mail'imizin eskiz çalışması



DİKKAT!
BELEDİYE EVİNİZİ ÇALMASIN

Belediye müstakil evler yaptırır
Belediye.
Bizzat kendisi.
Evler yapılırken de en ileri betonarme tekniği olan "tünel kalıp" sistemi kullanılır.
Sonra Doğalgaz şebekesi yapılırken, şebekenin ilk geçtiği yerleşim bölgelerindendir burası.
Telefon kabloları yeraltındadır. Elektrik, su, kanalizasyon şebekeleri mükemmeldir.
Her evin bağımsız tapusu vardır. Ancak içinde oturulmadığından henüz iskan alınmamıştır.
Çünkü henüz camları kapıları takılı değildir. Belediye evleri yaptırırken herkes istediği cinste cam kapı yaptırsın diye yapmamıştır bunları.
Camını kapısını takıp elektriğini suyunu doğalgazını telefonun bağlattıktan sonra iskan da alabileceksiniz. Elinizde kapı gibi müstakil tapunuz var. İmarlı falan.
Henüz 17 ağustos depremi olmamışsa da, siz bilinçli bir tüketici olarak evin fayansına, musluklarına, badanasına değil, depreme dayanıklılığına bakıyorsunuz ev seçerken. Bunları gördünüz ve aşık oldunuz bu eve. Villa misali müstakil, bahçeli evler.
Paranız da yetti ve birisiyle anlaşıp bunlardan bir tane aldınız. Müstakil tapu adınıza tescil edildi.
Sonra nereleri gerekiyorsa tam da zevkinize göre yaptırdınız, telefonunu, suyunu, kanalizasyonunu, elektriğini, doğalgazını bağlattınız ki onyedi ağustos faciası oldu.
Üç kilometre ilerisindeki evlerin neredeyse hepsi yıkıldı, yılıklmayan da hasarlı oldu. Hemen yanınızdaki normal betonarme olanlarının hepsinde şöyle ya da böyle ufak çaplı da olsa hasarlar oluştu. Duvarları yıkıldı, çatladı. Ama sizin eviniz tünel kalıp gibi en ileri teknoloji ile yapılmış. Tüm duvarlar çelik gibi sağlam betondan. Dolayısı ile iğne ucu kadar bile hasar olmamış.
Neyse, depremden sonra artık kendi evinizde oturmak istemişsiniz. Geçmişsiniz eve, sonra da belediyeye gidip "kanun yerini bulsun" diye, (nasılsa elektrik, su, doğalgaz, telefon bağlanmış gerek de yok aslında ama) iskan almak istemişsiniz. Ama size denmiş ki: Daha yeni deprem olduğu için şu anda hiçkimseye iskan verilmiyor. Eh, diyen belediye. Yalan söyleyecek değil ya. Geçip oturmuşsunuz şehrinizin en güvenli binalarında göğsünüzü gere gere henüz hiçkimse binasına giremez, herkes çadırda ya da prefabriklerde otururken.
Bir yıl kadar sonra bir söylenti duyarsınız: "Belediye bu evleri yıkacakmış"
Gülersiniz tabii bunu söyleyenlere. Bu binalar kadar güvenli, doğalgazına kadar her türlü altyapısı tastamam, herbiri müstakil tapulu, içinde bin insanın barındığı Y Ü Z L E R C E ev neden yıkılsın ki? Kim bilir ne amacı vardır bu söylentiyi çıkartanların. Güler geçersiniz.
Ama söylentilerin ardı arkası kesilmez. bu söylentilere yedi sene de dayanılmaz ki. Gidersiniz belediyeye; harita müdürüne ve şikayet edersiniz saçma sapan ve belediyeye iftira niteliğindeki bu söylentileri.
ŞOK ŞOK ŞOK!
Harita müdürü doğrular bunu. Sizin haberiniz bile olmadan T.C. Devletinin verdiği elinizdeki tapular iptal edilmiş, amacı hisseli arazileri müstakil tapuya dönüştürmek olan ve sizin evinizin bulunduğu bölgede zaten yapılmış olan "Şuyulandırma" işlemi tam aksine çalıştırılarak müstakil araziler birleştirilip "hisseli" hale çevrilmiş, üzerinde bina olan arsalar tek bir "tarla" şekline çevrilmiş. İnanılmaz değil mi?
Ama evet, Eviniz çalınmıştır.
Amaç nedir bilemeyiz. Eşi benzeri görülmemiş bir şekilde hisseli arazilerin müstakile dönüştürülmesinde kullanılan "şuyulandırma" tam tersine işletilip müstakil arazilerin hisseliye çevrilmesinde kullanılmış.
Diyen der ki: Yüzlerce kişinin hissedar olduğu 20-30 dönüm "tarla" kaç para eder ki? Adam başı 1-2 bin lira ancak düşer. Hemen birilerine "hibe" edilecek, o kişi de izmit'in deprem açısından en güvenli yeri olarak nam yapmış, depremden sonra değeri ona katlamış bu arazisini "iç edecek" ve köşelerden köşe seçecek dönmek için.
Yalan der doğru der bilmem, gerçek nedir onu da bilmem. Ama söylentinleri tam da doğrulayacak şekilde bir ve ikinciden sonra üçüncüye hazırlanmış yeni imar planı da ortadadır.Belediye başkanına sorunca da "Şimdiye kadar neden hakkınızı aramadınız, hakkınız varsa mahkemeye gidin" diye açıklama yapar basına. Kanuna uygun çünkü tüm olaylar.

Yani:
Kanuna uygun şekilde eviniz çalınıp bir başkasına verilebilir. Dikkat!

Bilgiler:
Yer, Kocaeli ili Derince Belediyesi yenikent mahallesi hudutlarında kalan "Dubleks evler" semtidir.
Evleri yaptıran ve kaderine terkeden, olayları hiç üstüne alınmayan kişi; şu anda Kocaeli CHP milletvekili olan Sn. Sefa SİRMEN'dir.
1999 depreminden hemen sonra bu "birleştirme" işi yapılırken Belediye Başkanı şu anda AKP milletvekili olan Sn. Nihat ERGÜN'dür. Yapan Harita Planlama müdürü de DİKKAT: Sn. Ali Haydar BULUT'tur.
Peki şimdi "Bende tapu var da vermedim mi?
Eğer hakları varsa mahkemeye başvurup neden tapularını almamışlar?" (http://www.hurriyet.com.tr/gundem/4336860.asp?sd=2) diyen kim bilin bakalım:
Bildiniz: Sn. Ali Haydar BULUT.

T.C. devletinin verdiği tapu'nun "hak" sayılmadığını da Sn. Bulut'tan öğrenmiş bulunuyoruz.

Arz ederim.